We Need to Talk About Kevin Kevin Hakkında Konuşmalıyız

Sorun Bildir
7.8
Oy ortalaması: 7.8/10 - 48 kullanıcı
Senin Oyun: - / 10
imdb puani 7.5/10
Kategori: Drama Gerilim

Yapım: 2011 |

Yönetmen: ,

Oyuncular: , ,

Reyting: 60763

Eva hep aykırı bir karakteri olan oğlu Kevin'i sevememekte, oğlunun tuhaf davranışlarıyla ilgili de kendisini suçlamaktadır. Kevin giderek toplumsal ve ahlaki normların dışına çıkmakta ve bu konuda Eva'nın elinden hiçbir şey gelmemektedir. Ama Kevin aslında daha yeni başlamıştır ve yapabilecekleri hayal edilebilecek noktanın çok üstündedir. We Need to Talk About Kevin - Kevin Hakkında Konuşmalıyız 720P görüntü kalitesinde altyazılı izle meniz için sizlerle..

YORUM YAZIN (53)

  

  1. @heyhey çaylak

    Filmi sinemasal olarak beğendim. Kurgu çok güzeldi. Ancak senaryo konusunda aynı şeyi söyleyemeyeceğim.

    Spoiler içeren alan!
    Çocuğun annesine karşı hisleri abartı geldi bana. Anne ilk başta kabullenmek istemese de ortada yadsınamayacak bir ilgi var. Çocugun annesinin oyun oynamasına karşılık vermemesi (top), babasına yapmacık davranması(hem de 16 yıl), masal sahnesinden sonra tekrar sert çocuk olması vb. bana inanadırıcı gelmedi. Daha doğrusu ortaya katil bir tipleme çıkması için yeterli gelmedi. Eğer böyle bir durum verilmek isteniyorsa izleyiciye yeterli done verilmesi gerekir. Demem o ki: anneyi yeterince ilgisiz ve sevgisiz bulmadığım gibi; çocuğu da bu denli depresif davranmaya itecek travmada göremedim. Psikolojilerine biraz daha derinleşilebilirdi.(gereksiz işyeri sahneleri çıkartılıp.. ) Küçük kıza da bayıldım.
    Beğenme: 0 Beğen: 0
  2. Buse ziyaretçi

    Peki filmin sonunda yaşadığı pişmanlık.:(

    Spoiler içeren alan!
    Beğenme: 0 Beğen: 0
  3. Ali Kerem ziyaretçi

    Aile terapisti Damla Til’in yorumudur:

    Spoiler içeren alan!
    Lionel Shriver’ın Türkiye’de de aynı adla yayınlanan Kevin Hakkında Konuşmalıyız adlı ödüllü romanından beyaz perdeye uyarlanan film, Lynne Ramsey’in üçüncü uzun metrajlı filmi. Bu kez karşımızda sarsıcı ve ağır bir o kadar da derin bir hikaye var. Sessizce çarpan detaylarıyla ustaca işlenmiş etkileyici bir öykü Kevin ve Eva’nınki. Aile ve annelik kavramlarını çaresizlik, yalnızlık, suçluluk, pişmanlık ve şiddet temaları eşliğinde cesurca irdeliyor.

    Bu film birçokları gibi iyi anne/evlat olmak ya da olamamaktan çok daha fazlası. Bu film söylenenlerden çok söylenmeyenlerin hikayesi, aile resimlerinde arka planda saklı kalmışların gün gelip resmi sarmasının hikayesi.

    Daha ilk sahnesiyle izlemeye alıştığımız sıradan ‘çocuk öncesi ve sonrası’ filmlerinden olmadığının sinyallerini veriyor.

    Eva, tüm planlarını ve hayallerini bir kenara koyarak Kevin’ı doğuruyor fakat bunun iyi bir karar olup olmadığı konusunda ilk günden beri pek emin sayılmaz. Annesinin tereddütlerini daha ilk kez kucağa alındığı an, Eva onu ellerinde ama bedenine uzak tuttuğunda hissediyor Kevin. Hastaneden eve getirildikten sonra Kevin’ın ağladığı ve Eva’nın onu susturmak için ne yapacağını bilemediği sahnede yine yakın ama bir o kadar da uzak tutuyor onu kendisine. Ağlayan bebeğe bakarkenki iç sıkıntısını yansıtan mimikleri öyle etkileyici ki.

    Bir başka sahnede bebek arabasıyla yol çalışmasının yakınında birkaç dakikalığına dahi olsa Kevin’ı duymamanın rahatlığına sığınıyor fakat Kevin büyüdükçe yok sayamayacağı simsiyah bir bulut gibi çöküyor Eva’nın üstüne. Simsiyah bulutta gördüğü kendi yansıması aslında, bulut simsiyah değil de sadece bir ayna belki de.

    Eva Kevin’a kızdığı bir anda “Sen doğduğundan beri Paris’te olmak istiyorum” diyor. Sert bir darbe bu fakat işler hiç kuşkusuz bir cümleyle şekillenmiyor. Kevin Eva’nın söylediklerinden çok önce, söylemediklerini duydukça bu hale geliyor. İlk günden beri varlığının annesine ağır geldiğini hissediyor ve karşılığında o da verebileceği en büyük hasarı vermeye çabalıyor sanki. Bir bebeğin verebileceği zarar huzursuzluk, bir çocuğun ise evi kirletmek belki ama Kevin’ın yaşı ilerledikçe ailesine verebileceği hasar da katlanarak artıyor. Eva Kevin’da bir renk görmeye çalıştıkça kapkara duvarlar karşılıyor önceleri onu, her seferinde çarpıp geri savruluyor. Kevin büyüdükçe bu sert duvar cayır cayır yanan bir ateşe dönüşüyor. Zaman öyle bir güne doğru akıyor ki Kevin Eva’ya asıl yıkımın ve çaresizliğin ne olduğunu gösteriyor.

    Eva bebek Kevin’a baktığında tüm kaybettiklerini görüyor ve Kevin’ın bunu anlaması için ise sözlere gerek kalmıyor. Annesinin mutsuz ve çaresiz bakışlarından, sessiz haykırışlarından anlıyor söylenmeyenleri. Büyüdükçe gözlerindeki kin ve nefret de büyüyor. Eva Kevin’a ne yüklüyorsa Kevin ona bunun bedelini kat kat fazlası olarak ödetiyor. Uzun yıllar tuvaleti kullanmayı reddedişiyle, duvarlara püskürttüğü boyalarla, etrafa saçtığı yiyeceklerle başlıyor. Aslında sayıları öğrenmişken sorulara cevap vermeyerek, fiziksel bir sorunu olmamasına rağmen verilen komutlara kayıtsız kalarak ödetiyor. Belki de tüm yaptıkları “Ben buradayım” haykırışlarını içeriyor, “Ben doğdum, sen istemesen de buradayım”. Biraz büyüdüğünde açıkça “Bir şeye alışmak onu sevdiğini göstermez. Sen bana alıştın” demesi sevilmediğini düşündüğünü kelimelerle ifade ettiği nadir birkaç sahneden biri.

    Hastalandığı sahnede bir geceliğine de olsa gardını indiriyor, sevilmeye ve sıcaklığa ne denli muhtaç olduğunu hissettiriyor fakat aynı gecenin sabahını eski sert kabuğuyla karşılıyor. Annesi çileden çıkarak onu yere fırlattığında kolu kırılmasına rağmen içten içe bir rahatlama hissediyor sanki. Eva’da ilk günden beri sezdiği öfkenin somutlaşmış hali Kevin’a iyi geliyor. Belki hislerini doğruladığı için belki de şiddet üzerinden olsa da ilişki kurma çabasına karşılık aldığı için.

    Eva Kevin’da hayal ettiği çocuğu göremedikçe eşinden bile habersiz Celia’ya hamile kalıyor. Kötü bir anne olmadığını ona gösterecek yeni bir bebek umuduyla belki de. Kardeşini ilk günden çocukça bir kıskançlıkla karşılıyor Kevin. Yıllar geçtikçe ise Kevin’ın olmadığı ne varsa kardeşinde görmeye başlıyoruz. Sıcak, olumlu, sevildiğini hisseden ve güvenli bir çocuk oluyor Celia, ailesinin keyfini çıkarıyor, korunduğunu ve önemsendiğini hissediyor. Kevin ise çok geçmeden önce çok sevdiği tavşanını alıyor Celia’nın elinden, sonra ise sol gözünü. Celia’nın gözünü kaybetmesinin sebebi Kevin’ın ihmali mi yoksa kurduğu tuzak mı açıkça öğrenemiyoruz fakat Kevin’ın o ana kadar çizdiği tablo bu soruyu anlamsızlaştırıyor aslında. Sanki Kevin borçlulardan alacaklarını istiyor kardeşine zarar verirken. Celia’yı sol gözünde bir bantla yaşamaya mahkum bıraktığında aslında içinde sakladığı yıllarca sevildiğini, önemsendiğini hissetmeyen ve bir yanı eksik yaşamaya mahkum edilmiş o küçük çocuğun intikamını alıyor Kevin. Aynı ailenin kardeşinin gözünden görülen versiyonuna dayanamadığını haykırıyor sanki zarar verirken. Film boyunca çiftin çocuksuz, özgür ve mutlu sahneleri öyle ustaca serpiştirilmiş ki araya Kevin’ın ağırlığı izleyicinin de üzerine çöküyor.

    Salonun orta yerinde duvarda asılı olan Kevin’ın çocukluk portresinin yanına ergenlik portresi ekleniyor. O çocuk bu gence dönüştü, o çocuğun hissettiklerinin bedelini bu genç ödetecek dercesine. Salonun orta yerine yerleşiyor tıpkı hayatlarının orta yerine yerleştiği gibi. Evde başka dikkat çeken fotoğraf yok; ne Eva, ne Franklin ne de Celia var duvarlarda. Sadece Kevin. Aynı mesajı içeren bir diğer detay ise Kevin’ın ergenlikte dahi çocukluk yıllarında giydiği küçük t-shirt’leri giymeye devam ediyor olması. ‘Bugünü anlamak için o güne bak’ diyor sanki.

    Annesi bulsun diye bıraktığı CD’ye ‘Seni Seviyorum’ başlığını atmasında bu başlığın ilgi çekici olmasından çok daha fazlası saklı. Annesinin yıllarca yakınlaşma çabasının altında gizlediği “Sen benim hayatımı mahvettin” başlığını nasıl dengeleri altüst ettiyse, Kevin da paralel bir şekilde sıcak bir başlıkla onu kandırarak bilgisayarının çökmesini sağlıyor. Ve sistemi bozan görüntüler renkli bir ekranın tam ortasında yazan ‘kaybettin’ yazısıyla son buluyor. Bu sahne alttan alta Kevin’ın Eva’ya vermek istediği mesajları düşündürüyor izleyiciye. Bir yandan da korkunç sona hazırlıyor belki de, Eva’nın asıl çöküntüyü yaşayacağı ve her şeyini kaybedeceği güne.

    Her çabayı boşa çıkarıyor Kevin. Ne zaman bir paylaşım çabası görse büyük bir ustalıkla sabote ediyor. Annesini olmadığı sıradan ve uyumlu çocukla, olduğu sert ve umursamaz delikanlıyla cezalandırıyor. Eva yüzünden kolu kırıldığında bunu babasına anlatmayarak annesini korumuyor aslında onu pişman ederek, utandırarak cezalandırıyor. Onu; ilgisizlikle, umursamazlıkla ve sertlikle cezalandırıyor. En sonunda da titizlikle hazırladığı planla bir ömür yalnızlığa ve suçluluk duygusuna mahkum ederek cezalandırıyor.

    Baba (Franklin), anne ve oğul arasındaki ilişkinin gürültüsünün hüküm sürdüğü evde bir gölge gibi bir belirip bir kayboluyor. Kevin’ı her çocuk gibi, Eva’yı ise takıntılı buluyor ve zaman zaman eleştiriyor. Sanki aksiyle yüzleşirse baş edemeyeceğini içten içe biliyor. Daha büyük bir eve geçmek gibi kararlarda kısa süreliğine belirleyici bir rolü üstlenip sonra sahneyi tekrar Eva ile Kevin’a bırakıyor. Baş edemedikçe yok sayıyor, iki tarafın çekişmesinin rüzgarıyla savruldukça varlığının etkisi hafifliyor. Sonunda da gitmek istiyor.

    Bir gün, bedenine uygun bir kıyafet giyiyor Kevin ve son ama en büyük projesini hayata geçirmek için okula gidiyor. Babasının yıllarca öğrettiği bilgilerle, babasının aldığı hediyeyle onlarca insanı öldürürken aslında umurunda olan bir tek kişi var. O da ilk kez bahçede antrenman yaparken okunu doğrulttuğu kişi. O küçük çocuğun öfkeyle fırlattığı sarı ok “Gün gelecek seni pişman edeceğim” diye bağırıyordu o gün. Bu sonu sadece dünyaya olan kinini kusmak için değil büyük oranda Eva’ya eziyet etmek için de yapıyor. Onun ilk günden beri içinde bulunduğu iyi annelik çabasını dürüst davranmamak olarak adlandırıyor. Büyük finalde de söylenenlerden çok söylenmeyenlerden etkilendiği yılların öcünü annesine yaptığı ile değil yapmadığıyla alıyor. Aslında en büyük derdi olan kişiyi hayatta bırakarak onu ölümden daha ağır bir cezaya, suçluluk duygusuna mahkum ediyor.

    Başını musluktaki suyun altına sokan Eva’nın yüzünün Kevin’ın yüzüne dönüşmesi, açıkça anne-oğlun etkileşiminin altını çiziyor. Bunu da suyun içinde nefessiz kalmak pahasına rahatlama ve serinleme çabası şeklinde yansıtma seçimi etkileyici bir sahneyi doğuruyor.

    ‘Kevin Hakkında Konuşmalıyız’ hikayeyi tek yönlü anlatmamasıyla da dikkat çekici bir yapım. Eva evlerinde yere oturmuş Kevin’a topu yuvarlaması için yalvarırken yaşadığı hayal kırıklığını da derinden hissediyorsunuz, özel odasını oğlunun resimleri yerine haritalarla kapladığında Kevin’ın yaşadığı sarsıntıyı da. Bu hikaye aile nedir, annelik bebek sahibi olunduğu an otomatik olarak gelişen bir his/beceri midir, bazı çocuklar doğuştan problemli mi doğarlar, kişiliğin oluşmasında ailenin payı ne kadardır gibi soruları cesurca irdeliyor. Herhangi bir fikri dayatmıyor ve benimsediği tarafsız bakış açısıyla izleyiciye sarsıcı bir deneyim sunuyor. Tavşanın ölümünde başvurmadığı aşırılıktan katliam sahnesinde de kaçınarak abartıdan uzak durmasına rağmen nefreti ve şiddeti ustaca yansıtıyor.

    İçeriğiyle olduğu kadar isim seçimiyle de anlamlı bir hikaye. Filmin ismi Eva’nın Franklin’e haykırışı olarak yorumlanabileceği gibi, her iki tarafın da içten içe yok saymaya çalıştıkları gitgide büyüyen sorunun altını çizen dış bir ses olarak da algılanabilir. Yaşananlara bir isim takmaya çalışmıyor, sürece odaklanıyor. Başından beri adım adım yaklaşılan sonu vurguluyor bir anlamda, konuşulmayanları haykırıyor.

    Cesur bir hikaye ustalıkla beyaz perdeye aktarılmış. İsmi büyük harflerle yazılmayı hak eden başarılı bir yapım ‘WE NEED TO TALK ABOUT KEVIN’.

    Beğenme: 0 Beğen: 0
  4. @adblmdm Yeni Üye
    Spoiler içeren alan!

    1-Robin Hood’u keşke hiç okumasaydın şu velede.
    2-Amaçsızlığı amaç edinmiştin Kevin ama duygular ve düşünceler değiştiği için-buna bağlı olarak kişilik -yaptığın şeyin kendi içindeki anlamı -anlamsızlığı- önemsizleşti.Kaybettin.Amaç senden başka herkese kaybettirmekti ama sen de kaybettin. Kaybettiğinin en büyük kanıtı da onca yapmış olduğun şeye rağmen annenin sana sarılmasıydı.
    3-Geri zekalı ilgi çekmek için gitara ya da tiyatroya da başlayabilirdin niye katil oluyosun?
    4-Film güzel, kırmızıdan nefret ettirdi ama.

    Beğenme: 0 Beğen: 0
  5. öznesiz ziyaretçi

    Konuyu çok güzel işlemiş. Film boyunca Kevin’ i öldürmek istedim

    Beğenme: 0 Beğen: 0
  6. bir öğretmeninin gözünden ziyaretçi

    elektra ve oidipus sendromunun bu kadar ileri boyutlara gidebileceğini düşünemezdim . bir çocuğun annesine aşkı ve bu yüzden onun için yaptığı yanlışlarla dolu ilginç bir filmdi. bu sendrom sosyopatlık değil bu yüzden küçük yaşlarda görülebilir. aslında yapılması gereken psikoloğa başvurmak doktora değil . bazen susmak ya da sadce izlemek çok kötü sonuçlara yol açabiliyor

    Beğenme: 0 Beğen: 0
    • Normal Göz ziyaretçi

      bence ikiniz de susun gözleriniz konuşsun 😀

      Beğenme: 0 Beğen: 0
    • bir öğrencinini gözü ziyaretçi

      Nefret ve öfke demek istediniz sanırım?

      Beğenme: 0 Beğen: 0
  7. Cananshii ziyaretçi

    Bence filmin ismi; Bir Sosyopat nasıl yetiştirilir? olmalıydı. Ya hu bebeği daha doğurduğu andan beri benimseyememiş bir anne var karşımızda. Bu çocuk, annesinin sevgisini hissedemedikten sonra tabii böyle atarlı giderli bir şeye dönüşür. Kız çocuğuna gösterdiği ilgiyi ve şefkati kevina göstermiş olsaydı eğer böyle bir son bizi beklemiyor olacaktı. Açıkçası filmin o gel-gitleri beni çok sinir etti fakat ortalarına doğru meraklandırdı ve izlemeye devam ettirdi. Güzel bir filmdi. Fakat kadının yüzünü görünce bile sinirlerim bozuluyor. En başından beri kadını sevemedim. Zaten o soğuk yüz ifadesi ile ancak böyle bir çocuk yetiştirilebilirdi.

    Spoiler içeren alan!

    Benim kevindan öğrenmek istediğim tek bir şey var, ya hu babandan ne istedin !?

    Beğenme: 0 Beğen: 1
    • Volkan Bingöl ziyaretçi

      Çünkü çocuk annesi için herşeyi yapardı

      Beğenme: 0 Beğen: 0
  8. @filmkadin Yeni Üye

    10/5 – Filme dair birkaç soru;

    Spoiler içeren alan!

    1. Oğlunun davranışlarını anlayabilmek için yardım almak, araştırma yapmak ve çaba harcamak yerine neden kendi çocuğu sanki yabancıymış gibi her davranışını büyük bir dram ve gerilim unsuru haline getiren bir anne izliyoruz? 2. Bu tarz davranışlarda bulunan çocuk yaşta bir bireyin hiçbir şekilde psikolojik yardım almamış olması ne derece mantığa uygun? 3. Kaç sosyopat gerçekten yaptığı yanlışın sırf hapse girdiği için pişmanlığını yaşamıştır? 4. Hiçbir travma ya da sendrom belirtisi göstermeyen bir çocuğun genetik olarak sosyopat olması inandırıcı mı?

    Spoiler içeren alan!

    Aslında konu kısmında yanlış bir anlatım var. Eva oğlunu sevmek için uğraşmakta ancak oğlu tarafından bebek yaşlardan beri reddedilmektedir. Üstüne bunu dışarıya yansıtma konusunda sorun yaşamaktadır çünkü çocuk başkalarını yanında gayet normal davranmaktadır. Paralel kurgularla ve hafıza metotlarıyla gerilim sağlanmaya çalışılmış ancak film daha yarısından kendisini açık ediyor bu da tüm heyecanı siliyor. Felsefi bir anlatım katılmaya çalışılmış olabilir ancak ben kendi bilgilerim içerisinde herhangi bir feminist film kuramına ya da film çalışmaları içerisinden bir analize tam olarak dahil edemedim. Bu açıdan da oldukça havada kalmış bir hikayesi olduğunu düşünüyorum. Kısacası Tilda Swinton çok şey anlatmaya çalışıp hiçbir şey anlatamamış gibi bir durum çıkmış ortaya. Üzücü…

    Beğenme: 0 Beğen: 0
    • su der ziyaretçi

      Ben sana katilmiyorum.

      Spoiler içeren alan!
      Eva oglunu sevmedi, hamilelikte basladi ilk sevmemeye. Cocukla temas kurmaya baslamasi bile, babasi ile alakasini gordukten sonra. Kevinin istedigi tek sey dogru ilgi ve sevgi, cocuk fazlasiyla zekiydi ve bu onun guzel bir oyun oynamasina yardimci oldu. En buyuk suc annede, golf sahasina giderken veya masali anlattiktan sonra cocugun ondan etkilenip okculuga merak samdigini anlamaliydi, onu farketmeliydi cunku Kevinin istedigi farkedilmekti. Onun yaptigi butun suclar ve yanlislar bir nevi haykiristi.
      Beğenme: 0 Beğen: 0
  9. woone ziyaretçi

    Anlayabilenler için çok ince mesajlar var bence güzeldi

    Beğenme: 0 Beğen: 0
  10. zynp ziyaretçi

    izlerken pek bir şey anlamadığım ama film bittiği andan itibaren vay be konu süper işlenmiş dediğim bir film.7.8/10

    Beğenme: 0 Beğen: 0
  11. @Baybilbobaggins sinefil

    Bu film çok farklı düşüncelere sapabileceğiniz şekilde ilerleyen bir filmdi.Konusu harikaydı ve hem yönetmen hem de oyuncu olan Tilda Swinton’un oyunculuğunu mükemmeldi.İzlenilmesi gereken filmler arasında yerini alıyor.

    Spoiler içeren alan!
    Benim düşünceme göre Kevin cidden annesini sevdiği için bunu yaptı.Babasına karşı gerçek olmayan davranışları asıl kendini rahat hissetmemesine neden oldu aynı okulda davrandığı gibi diye düşünüyorum.Kardeşini ise annesinden ayırarak sanki bütün sinir ve öfkesini sadece annesine paylaşmak istiyordu sanki bizlerin annelerimiz ve babalarımıza çocukken gösterdiğimiz mutluluk veya neşe gibi.Ayrıca kırmızı’ya gereğinden fazla sahnelerde gösterilmesi ve özelikle Kevin ve Eva arasında karşımızda o sahnelerde görülmesi sanki birbirini tamamlayan sadece Kevin’ın annesine olan göstermediği bağlılığı ve annesinin her zaman onda davrandığı dik duruşuydu.Bilmiyorum belki spoıler değildi ama gene izleyenleri veya izleyecekleri filmin yanlış anlaşılmasına sebep olmak istemedim.
    Beğenme: 0 Beğen: 0
  12. şeyma çakır ziyaretçi

    Böylesi iyi bir konu ,ancak bu kadar berbat anlaşılmaz ve sıkıcı işlenebilirdi. sırf bazı yorumlar yüzünden zorla bitmesini bekledim..ne yani çoğu kişinin anlaşılmaz bulduğu filmleri beğenince özelmi oluyoruz? hiç öyle müthiş bi gerilim falan değil…sıkıcı ,anlaşılmaz etkileyici falan değil…zaman kaybı bana göre

    Beğenme: -1 Beğen: 0
    • Blackpudding ziyaretçi

      Filmin renk kullanimlarinda bile bir anlam var. Filmi daha dikkatli izlerseniz anlayacaginiza eminim.

      Beğenme: 0 Beğen: 0
  13. @spontanemsi çaylak

    yorumlara bakılırsa çoğu kişi bu filmi anlamamış. nedeni az kitap okumak,sosyoloji ve felsefe ile bağ kuramamak. aldığı puandan fazlasını hak ediyor. küçük emrah vb filmleri benimseyenler izlemesin

    Beğenme: -1 Beğen: 0
  14. @Aladag21 çaylak

    Çok başarılı bir yapım olmuş.Kesinlikle izlenmeliçTilda Swinton ayrı bir güzellik katmış…Teşekkürler.

    Beğenme: 0 Beğen: 0
  15. @hicrank sinefil

    Buddy Holly’in everyday’ini nasıl çalarlar böyle bir filmde. Alıcılarımla oynadılar. Bu parça en mutlu günlerimin sabahıdır

    Beğenme: 0 Beğen: 0
  16. @hicrank sinefil

    Hem yönetirim hem oynarım ve filmi efsane yaparım demiş Tilda Swinton 🙂

    Asıl adı Margaret Ann olan İngiliz yazar Lionel Shriver’ın aynı adlı eserinden uyarlanan film tedavi edilememiş bir oidipus sendromu vakasını işliyor. Oidipus ve elktra sendromları belli dönemde çocukların bütününde farklı boyutlarda görülür. Bazı bireyler bunu doğal süreçte aşar, bastırır ve yok eder. Kiminde ise tehlikeli boyutlara varan sonuçlar doğurur. İşte oğlumuz Kevin. Oysa çooook sevimli bir küçüklüğü var 🙁

    Beğenme: 0 Beğen: 0
  17. @sametkaan Yeni Üye

    müthiş bir psikolojik gerilim örneği. kurgu ve tilda swinton’ın oyunculuğu çok başarılı.

    Beğenme: 0 Beğen: 1
  18. @unicornheath çaylak

    Psikolojik filmler arasında en iyilerinden biri.Benim için mükemmel bir film.10/9

    Beğenme: 0 Beğen: 1
  19. @ilayda tsira çaylak

    sadece Tilda’nın,Ezra’nın ve Kevin’ın küçüklüğünü oynayan o minik oyuncunun performansını görmek için bile izlenebilir. Bunu en başta söylüyorum çünkü konuya bakmamanız gerekiyor. Psikolojiyi konu edinen çok film izledim lakin bırak Kevin hakkında konuşmayı,film hakkında bile konuşmak istemiyorum.

    Beğenme: 0 Beğen: 1
  20. Wonderwoman ziyaretçi

    Muhteşemdi. Her şeyiyle 10 numara !!

    Beğenme: 0 Beğen: 0